Rabbi̇mi̇zi̇ Tanıyalım

Rabbi̇mi̇zi̇ Tanıyalım

NOT: Yeryüzünde Hiç Kimse, Bana olunan Hidayet Öğretilerinin Anlatılarına Karşı Delil gösteremez. Bu imkansızdır. İşleyip bitirdiğim konular dosdoğrudur. Çelişmez. 

 

RABBİMİZİN ÖZ adı: (ÂÉ) LL -lah tır.
A ile E arasında bir tonlama ile söylenen ve en fazla çift L uzunluğunda okunmaktadır.

Lah nedir?: Tapınılacak olan şeyler demektir.
Yani ÂL(L) diyor ki, “lah”(Tapınılacak olan) benim.

Ve Lâ ilahe illallah demekle de;
Lâ: Yok
İlahe: Tapınası olacak olan şeyler
İlla: Dışında, Haricinde, Başkasına
ll(LL) : (ÂÉ)LL Yaratanın öz adı.
lah: Tapınası olan(Tapısı olan)

Yani Tapınacak şeyler Yok. (ÂÉ)LL e tapınmak dışında.

Mesela ;

ÂL Hakim
ÂL Vahid
ÂL Melik
ÂL Malik
ÂL Habiyr
ÂL Menat
ÂL Uzza
ÂL Lat
ÂL Kitab
ÂL lah
ÂL Derken isimlerin önüne geçen ÂL ismi bir aidiyeti, sahiplenişi belirten belirtili isim Tamlamasıdır.
ÂL den sonra gelen isimler, bunlar ÂL e aittir anlamına gelir.
Örneğin; Kur’an da ÂL kitab ve kitab olmak üzere iki farklı şekilde kelime kullanılır.
Kitab: sıradan yazılı bir kağıt.
ÂL Kitab dendiğinde ÂL e ait bir Kitaptan yani Kutsal olandan bahsedilmektedir.

ÂL MENAT-UZZA-LAT Bu Meleklerin İsimleri ÂL’in koyduğu ve insanlara bildirdiği isimler değildir. Bu isimleri insanlar uydurmuşlardır. Lakin biz ÂLlahın Melekleri olduğuna(ÂLin Melekleri) iman ederiz.Hepsinin isimlerini bilmemize gerek yoktur. Necm suresinin 19 ve 20. Ayetlerinde ÂL takısı alması; isimlerini sizler bilmeseniz bile onlarda benim himayemde bana ait demektir. Yani bu; öyle olsalar bile onlar benimle aynı katta değillerdir demektir. 

Burada Rabbimizin öz isminin(ÂL) diğer isimlerin başına geldiğin de onların sahibi olduğu anlamını görmekteyiz.

Bu isimlerin isnad edilmiş Melek isimleri olduğunu nerden anlamaktayız?

Necm 23

1-) İn hiye illâ esmâun semmeytumûhâ entum ve âbâukum

2-) mâ enzela(A)llâhu bihâ min sultân(in)(c) 

3-) in yettebi’ûne illâ-zzanne vemâ tehvâ-l-enfus(u)(s) 

4-) ve lekad câehum min rabbihimu-lhudâ

1-) (Bu koyduğunuz isimler) Bu isimler babalarınızın(Atalarınızın) isimlendirmesinden başka bir şey değildir.  

2-) ÂLlah onlara (böyle bir) SULTAN(hükmedici) indirmemiştir. 

3-) Onlar Zan ve Nefislerinin hevalarından başka bir şeye uymuyorlar.

4-) And olsun ki, Rablerinden onlara Huda edecekler(doğru yola gösterecekler) gelmiştir. 

İsra 40 ve Ali İmran 80 Zuhruf 19 inceleyelim.

İsra 40

Efeasfâkum rabbukum bilbenîne vetteḣaże mine-lmelâ-iketi inâśâ(en)(c) innekum letekûlûne kavlen ‘azîmâ(n)

Rabbiniz oğulları sizin için ve meleklerin kadınlardan olanını kendisi için mi seçti? Gerçekten siz Çok büyük konuşuyorsunuz.

Ali İmran 80

Velâ ye/murakum en tetteḣiżû-lmelâ-ikete ve-nnebiyyîne erbâbâ(en)(k) eye/murukum bilkufri ba’de iż entum muslimûn(e)

Ve size Emretmez, Melekleri ve Nebiyleri RABlar Edinin diye. Müslim olduktan sonra size küfrü emredebilir mi?

Zuhruf 19

Ve ce’alû-lmelâ-ikete-lleżîne hum ‘ibâdu-rrahmâni inâśâ(en)(c) eşehidû ḣalkahum(c) setuktebu şehâdetuhum ve yus-elûn(e)

Ve (öyle)kıldılar. Rabbin Kulu olan Melekleri (Rabbin)kadınları (kıldılar). Onların Yaradılışlarına Şahit mi oldular(Tanıklar mı?)? Şahid oldukları (Şahidiz demeleri) yazılacaktır. Ve (bundan) sorumludurlar. 

Böylece Lat, Menat, Uzza Bir şeyleri sembol eden putlar olmadığını, o zaman ki inanışlar da insanlar Rabbimiz ÂL’e isnat ederek yapmış oldukları büyük küfür bildirilmiştir.

Peki neden sıkça ÂLlah diyoruz?
Çünkü ondan başkasına tapınmadığımızı onun öz ismine getirdiğimiz isim ya da sıfatlar ile belirtili hale getiriyoruz.
Yani ÂL tapınılacak olandır. ÂLlah tır.
Sürekli olarak onun Tapınılacak özelliğine dikkat çeker ve onu bu şekilde anarız.
Oysa diğer isimleri ile de anabiliyoruz. Yani sıkça olarak ÂLMâlik dersek yine o çok güzel ismini anmış oluruz.
Bizler ÂL e, yalnızca bize bildirdiği isimleri ile sesleniriz, Dua ederiz. Ve o İsim ve Sıfatlarından yardım dileriz.

ÂL e ait olmayan isimlerden, sıfatlardan uzak Durmalıyız.

Örneğin; Rabbimiz ÂL’ in, Ekber diye bir ismi ya da sıfatı yoktur.                                   

Ve Yeryüzünde de hiç kimse Ekber sıfatı vardır diyemez.  O yüzden bizler, ÂLlah‘a ait olmayan bu isim ya da sıfatları  kullanamayız. Bu durum ŞİRKtir. Çünkü küçük çaplı bazı İlahlar(Tapınılacak olanlar) olduğunu ve o İlâhlardan en büyük anlamını vermektedir.

Ekber: EN Büyük demek.

Oysa ÂL’in Kebiyr ismi mevcuttur.               

Kebiyr: Büyüklükte eşi benzeri olmayan.

Böylece Rabbimizi, bize bildirdiği İsim ve Sıfatlar ile Tertemiz anmamız(Zikretmemiz) da sağlanmış oldu.

ÂLhamdulillah

  • Yazıyı Beğendin mi?  1
Kazım Çam

Kur'an dan 40 Sureyi Arapça-Türkçe bilmekteyim. Ayrıca Kur'an ı Türkçeye çevirmekteyim. Kur'an ı en az 2 kere baştan sona okudum. Bütün bunlar 24 Aylık Hidayet sürecinde gelişti. İzlediğim 7binden fazla video Yeryüzünde hiç kimsenin Hakkı Tam olarak anlatamadığını öğretti. Öyle ya da böyle bir şekilde herkes bir çok konuda baya eksikti. Ama bu Hidayet öğretilerinin anlatılarında Zerre Çelişki bulunmamaktadır. NOT: İşte bunlar dosdoğru anlatımlardır derken sizler de burada yazdığı gibi anlatın. Sarsılmazsınız. Size Kur'an ile kuşanmayı ve tekniği ile savaşmayı bildiriyorum. Öğrenmek size kalmıştır. ÂLhamdulillah .

Benzer Yazılar

Bu yazıya henüz yorum yapılmamıştır, ilk yorumu yapmak için tıklayın.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*